Onun insan sevgisi duygusallığı, 1997 senesinde TBMM de bir komisyon üyeliği ile kamuoyuna yansıdı. O şimdi Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı…
M. ALİ ŞAHİN
Efendim uzun bir aradan sonra gazetemizin PORTRE bölümüyle ilgili seri röportajlara tekrar başladık. Bu hafta ki konuğumuz, benim büyük saygı ve sevgi duyduğum bir kişi. 1997 senesinden beri onu siyasi hayatta izliyorum. Çizgisi dışına tek bir çıkışı yok. O, Türkiye'de ki 'klasik siyaset ve siyasetçi anlayışı mevcutken', meclise girdiğiği ilk günden bugüne kadar korumuş olduğu tavrı içinde 'konuşmuş' olmak için konuşan siyasetçi olmadı...
O, kendi dini ve siyasi anlayış değerlerine bağlı olduğu kadar, demokrasiye ve hukuk devleti bütünlüğüne de terazide eşitlik bozulmamak kaydıyla o kadar bağlı bir insan ve hukukçu.
O, gerçek bir Meclis beyefendisi.. O, gerçek bir Anadolu çocuğu beyefendisi, o gerçek insan sevgisiyle dolu olan bir yumak.. O bir vefa ve doğrunun tek olduğuna inanmış, doğruların oluşmasında bir uyum adamı…
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ile talebimiz üzerine bu röportajı gerçekleştirmek üzere verilen randevu günü makamında buluşuyoruz. Son derece mütevazı bir oda. Daha açıkçası: KİT'lerde ki bir genel müdür odasının sahip olmuş olduğu lüksün yanında, bu odanın adının bile geçmesi mümkün değil. Hal hatır sormalar, oradan buradan çay faslı derken, gündemde ki konu olan ve tepkileri üzerine çeken Kamu yönetimi tasarısıyla ilgili ilk soruyu soruyorum.
* Sayın Bakan: Kamu yönetimi yasa tasarısı niye gündemde ve bu yasa niye bu kadar çok eleştiriliyor ?..
Kamu alanında yapmayı düşündüğümüz, yeniden yapılanma çalışmaları bu gün düşünülen bir şey değil. Cumhuriyet tarihi boyunca aşağı yukarı her hükümetin gündemine aldığı ama bir türlü parlamentoya getiremediği yasalaşamayan bir süreçtir.
* Peki sizin yapmak istediğiniz nedir?
Biz Cumhuriyet hükümetlerinin bu birikimlerini yasal bir tasarı halinde parlamentoya getirdik ve şu an genel kurulda görüşülüyor. Yani kamuda yeniden yapılanma, merkezdeki bazı yetkileri yerinden yönetim organlarına devredilmesi sadece bizim hükümetimizin bir hedefi değildir.
* Nasıl sizin hükümetinizin hedefi değil?.. Yasayı getiren sizsiniz ve dolayısıyla eleştirilere hedef olan da sizin hükümetiniz…
Bunu şimdi böyle göstermek istiyorlar. Ama işin asıl yüzü bu değil. Bu Cumhuriyet hükümetlerinin temel hedefiydi, bu zamana kadar bu konuda bir çok çalışmalar yapılmış, raporlar hazırlanmış. Bunu devletin önemli kurumlarından biri olan Türkiye Orta Doğu Amme İdaresi hazırlamış. Bu konuda çokça hazırlık var. Bütün bunlardan yararlanarak. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerinin bir arzusunu 59. hükümet olarak gerçekleştirme adımını attık.
* Siz bu yasa tasarısı için bütün hükümetlerin arzusu diyorsunuz ama, durum hiç öyle gözükmüyor…
Buna herkesin destek vermesi lazım. Özellikle bu konuyu programına almış, 'bu konunun gerekliliğini yerel 2000 adlı raporunda vurgulamış olan ana muhalefet partisinin' iktidardan önce parlamentoya taşımasını biz arzu ederdik. Şimdi ise, bu yasayı programları dahilinde ilk dile getiren Ana muhalefet partisi ne diyor?.. 'Böyle bir şey yapamazsınız, bunu yaptırmayacağız, çünkü siz Türkiye'deki ünitel yapıyı zedeliyorsunuz, Cumhuriyete zarar veriyorsunuz, Türkiye'yi eyaletlere bölmek istiyorsunuz' şeklindeki iddiaları tam bir çelişkidir.
* Hükümet olarak bu yasa tasarısıyla ilgili olarak suçlanan ve eleştirilen sizken, şimdi tam tersi bir durumla muhalefetimi suçluyorsunuz yani?..
Evet. Aynen öyle. Çünkü eğer bunlar doğruysa, bu suçu işleyen önce CHP'dir. Yerel 2000'li yıllarda hazırlanmıştır.. Biz o zaman tüzel kişiliğe bile sahip değildik. Çünkü biz 2001'de kurulduk. Yani, 'CHP'nin kamuda yeniden yapılanma alanında merkezdeki yetkileri yerele taşıma arzusunu ifade eden deklarasyonundan sonra' biz siyasi arenada yer aldık.
* Yani bu yasanın aslında anası da babası da, bugün bu yasaya karşı çıkan CHP'midir diyorsunuz ?..
Elbette aynen öyle diyoruz. Eğer bu bir suçsa, bu suçu ilk işleyen CHP'dir. Sizlerde taktir edersiniz ki, siyasi partiler bir önceki siyasi partilerin tecrübelerinden yararlanır.. Biz de CHP'ni bu yeniden yapılanma programından etkilenmiş olabiliriz programımızı hazırlarken, bu gayet doğaldır. Eğer onlar yanlış yapmışlarsa, ki ben bu kanaatte değilim doğru yaptıklarına inanıyorum, şimdi biz de bu birikimi değerlendirmeye çalışıyoruz.
* Sizin ifadenizle, bu birikimden yararlanarak yapmak istediğiniz ne ?..
Yaptığımız şudur: yerinde çözülebilecek olan sorunları yerinde çözmek, vatandaşımıza yerinden yönetim organlarıyla hizmet etmek. Yani Belediye başkanlarımıza, belediye meclisine, valilere, yeni görev ve sorumluluklar yüklüyoruz.
* Bunlar zaten devletin işleyişiyle ilgili hizmet birimleri değil mi ?.. Bunu bu yasaya muhalefet eden Ana muhalefet partisi ve bazı sivil toplum örgütleri bilmiyorlar mı. Onlar niye muhalefet ediyorlar o zaman?..
Şimdi deniliyor ki, bunları yaparsanız Türkiye'nin üniter yapısı bozulur ve Cumhuriyet bundan zarar görür. Bizim görev verdiğimiz ve dahada fazlasını vermek istediğimiz birimler Cumhuriyetin içinde yok mu?.. Şu anda görev yapmakta olan belediye başkanlarımızla belediye meclislerine ilave görev vermeyi istememizle, valilere biraz daha geniş görev verdiğimizde niçin bu durum Cumhuriyet için tehdit oluştursun. Ben iddia ediyorum ki, merkezde görev yapanlar ne kadar Cumhuriyete bağlıysa yerinden görev yapanlar da o kadar Cumhuriyet sevdalısıdır. Merkezdekiler, yani bizler, Türkiye'nin üniter yapısının bozulmaması konusunda ne kadar dikkatliysek, yereldi görev yapan belediye başkanları da, il genel meclis üyeleri de, valilerimiz de en az merkezdekiler kadar hassastır.
"BU YASAYA KARŞI ÇIKANLAR: 'yerel yönetimlere fazla güvenmeyin onlar memleketi satarlar ha!..' DEMEK İSTİYORLAR"
* Peki bunu bu yasaya karşı çıkanlar ve bu yasayı bir felaket olarak göstermeye çalışan ve bunu ifade eden Ana muhalefet partisi ve karşı olan diğerleri bilmiyor mu. Bunu böyle göstermekle onların eline geçecek olan ne?..
Oraya bazı görevler aktarıyorsunuz, bu ülkemiz için zararlıdır diyenler aslında şunu söylüyorlar 'yerel yönetimlere fazla güvenmeyin onlar memleketi satarlar ha!..' Böyle bir anlayışı kabul etmek mümkün müdür. Onlar da halkın oyuyla seçilen insanlardır. Dolayısıyla böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değildir.
* Merkezi yönetim şeklinde, yani devletin Ankara'dan yönetim şeklinin senelerdir Cumhuriyet kurulduğundan bu yana artık bir hantal yapıya ulaştığı ifade ediliyor ve deniliyor ki, bu görevi yerel yönetimlere devretmek lazım. Bunu ifade eden CHP'ydi. Şimdi ise aynı CHP, böyle bir girişimi AK Partini yapmasından rahatsız olduklarını ifade etti, acaba siz onlara sormadınız mı bu savı daha önce siz neden ortaya attınız diye?..
Birkaç kez CHP'nin geçmişte vaat ettiklerini kendi raporlarından okuduk. Hatta raporda imzası olan eski bakanlardan sayın Onur Kumbaracıbaşı'nın bundan iki ay önce yazdığı bir makalede yanımdaydı. Kumbaracıbaşı makalesinde şunu söylüyordu: "CHP'nin kamuda yeniden yapılanma tasarısına karşı çıkmasını bir türlü anlayamıyorum bu raporun hazırlanmasında ben de görev aldım. Aşağı yukarı CHP'nin ön gördükleriyle bu tasarı büyük ölçüde örtüşmektedir. CHP'nin buna sahip çıkması ve eksikleri varsa tamamlamak için öneriler vermesi lazımdır". Yazıyı şöyle bitiriyordu. Mecliste de okudum, "CHP yoksa hafızasını mı kaybetti" diyor ve devam ediyordu, "Ama hafızasını kaybeden partilere halk fazla güvenmez"
Ben de meclistekilere dönerek yoksa hafızanızı mı kaybettiniz dedim. Çelişki olduğunu ifade ettim.
"MUHALEFETTEKİ KONUŞMA TARZIYLA, İKTİDARDAKİ TARZ AYNI OLMAMALI."
* Meclis içerisinde geçen diyalogu halka da aktarma yoluna daha fazla gidilmesi gerekmez mi sizce?
Tabi biz meclisin dışında çeşitli programlarda devlet ciddiyetle bu konuları halkla da paylaşıyoruz. Ancak bizim üslubumuz muhalefet partisi gibi eleştirel olmamalı. Halkın da anlayacağı bir şekilde, kavgacı gibi değil aydınlatıcı bir üslupla ifade ediyoruz. Bu eleştiriler karşısında da daha ciddi daha yapıcı olmalıyız. Bizim sırtımızda yumurta küfesi var ve bu yumurtaları kırdırtmamalıyız. Ben de muhalefette bulundum, muhalefetteki konuşma tarzıyla iktidardaki tarz aynı olmamalı. Bunun dışında böyle iyi niyetle hazırlanmış bir yasanın bilinmesi şart elbetki. Bu yasayla amacımız, halkın hayatını kolaylaştırmak, yaşam kalitesini artırmak. Yerinde çözülecek bir sorun için neden Ankara'ya kadar gelinmek zorunda kalınsın ki.
* Bu tasarı yasalaşırsa kadrolaşma söz konusu mu ?..
Eğer böyle bir şey düşünseydik, herkes iyi bilsin ki, biz o zaman bu tasarıyı gündeme getirmezdik. Çünkü biz, tek başına iktidara gelmiş bir hükümetiz. Elimizdeki yetkileri durup dururken hangi partiden olacağını bilmediğiniz bir belediye başkanına neden devredesiniz. Eğer politik davransaydık böyle bir yasayı gündeme getirmememiz gerekirdi. Biz AK Parti hükümeti olarak, insanımız için yararlı olan neyse onu yapıyoruz. Bunu halk anlıyor. Bakın bunu sonuçlarını yerel seçimlerde, halkın bizi ne kadar anlayabildiği şekliyle göreceksiniz. Biz bu halk için doğru olanları hükümetimizin aleyhine de olsa bunu yapıyoruz. Bence taktir edilmesi gerekir. Memurların güvencelerini kaybedeceği söyleniyor. Bu mümkün değil. Sadece il özel idaresi kanalıyla valiliğe bağlanacaklar. Yani kurum değiştirecekler. Memurluklarını neden kaybetsinler. Sözleşmeli yapılacağı da iddia ediliyor. Ali bey, sözleşme tek taraflı olmaz. Kamuda sözleşmeli personel yok mu şu an? Kadro karşılığı sözleşmeli personel var. Memurlar daha fazla maaş almak için kadro karşılığı sözleşme yapıyorlar.
* Sivil toplum örgütleri neden karşı çıkıyorlar?..
Bence ideolojik nedenlerden dolayı karşı çıkıyorlar. Özellikle birkaç memur sendikası ve konfederasyonu bu işe şiddetle karşı çıkıyor. Çünkü onlar toplu görüşmeleri hükümetle yapıyorlar. Bu yasa çıkarsa 'taşrada da yapmak zorunda kalacaklar.' Bu durum da onlar için rahat olmuyor. Ankara'da rahat koltuklarından kalkıp taşraya gitmek zorunda kalacaklar. Paranız bol, gazetelere tam sayfa reklam verebiliyorsunuz. O zaman neden sorun yapıyorsunuz, gidin Anadolu'ya! Bana göre 'muhalefetteki siyasi parti adına' bizi yıpratmak için bu eylemler yapılıyor. Yoksa bizim getirmiş olduğumuz ve oluşturmaya çalıştığımızın kamu menfaatine olduğunun herkes bilincinde. Batı bunu çoktan yapmış ve başarıyla sürdürüyor.
* Bildiğim kadarıyla destek veren sivil toplum örgütleri de var herhalde…
Destek veren sendikalar da var tabi. Memur-Sen geldi mesela. Destek vermeyenlere neden karşısınız dediğimizde ise, şu maddeyi değiştirirseniz destekleriz deniliyor. 60 maddeden bir tanesi! Bu sendika da şu an gazetelere çarşaf çarşaf reklam veriyor. O tek maddeyi değiştirsek sorun yok.
* Sancı oluşturan bu söz konusu madde neyle ilgili?..
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'yle ilgili. Bu maddeden vazgeçilirse destek vereceklerini söylüyorlar.
* Köy Hizmetleri'yle İlgili maddede sivil toplum kuruluşlarının elindeki bazı yetkileri geri mi alıyorsunuz?..
Şimdi Köy Hizmetleri genel Müdürlüğü'nün bölge müdürlükleri var. Bu müdürlükleri her şeyiyle il özel idarelerine devrediyoruz. Mesela İstanbul'da bunu belediyeye devrediyoruz. Çünkü İstanbul'da köy kalmadı.
CHP buna karşı çıkıyor. Çünkü köy hizmetleri genel müdürlüğü bünyesinde örgütlenen sendika, 'Yol- İş Sendikası'. Bu sendikanın eski başkanı ise 'Bayram Meral'. Bayram Meralin yerine gelen arkadaş da gazetelere tam sayfa ilan veriyor. Çünkü Yol iş sendikasının bundan zarar göreceğini düşünüyor.
* Sayın Bakan, sizi sevdiğimi ve saygı duyduğumu ifade ettim sizde bunu biliyorsunuz. Açıkça bir soru: Zarar görecekler mi ?..
Hayır Ali bey. Böyle bir şey yok. Bu nasıl bir hükümettir ki, bu nasıl bir Başbakandır ki, bu nasıl bir bakanlar kuruludur ki, vatandaşının zarar görmesi için yasa çıkarsın. Böyle bir şey olabilir mi?.. Onların dediği ve iddia edip taşıdığı korku gibi, biz orada çalışanları kapıya koymayacağız ki. Sadece il özel idarelerine bağlanacaklar. Bu zihniyet artık değişmelidir diye düşünüyoruz. Yenilikler bizi bu denli korkutmamalı. Birkaç kişi elbette zarar görebilir. Ancak birkaç kişi zarar görecek diye, toplumun menfaatine olacak bir programı geri çekemeyiz. Bu yasa en kısa zamanda tamamlanacak ve ardından belediyeler ve il özel idareleri ile ilgili düzenlemeler başlayacak yasayla ilgili…
* Yani siz bu yasayla, Ankara'nın yük ağırlığının azaltıp, hükümetin hükümet gibi çalışmasını mı hedefliyorsunuz?..
Evet aynen öyle. Özetle, bu yasayla biz yerinden yapılacak işlerin Ankara'ya intikal etmemesini sağlıyoruz. Ayrıca devlet bakanlığının sayısı yasaya göre yirmidir, biz bunu 8'e çekiyoruz. Aslında bu, bizim iktidarımız için çok da hayırlı değil deniliyor ama yapıyoruz. Bunların dışında lüzumsuz sayılan bir çok birimi kaldırıp işlemleri hızlandırıyoruz ve bu sayede masrafları da kısmış oluyoruz.
* Peki bu yasayla Bakanlıklarda ki yapılanma nasıl oluşacak ?..
15 tane icracı bakanlıktan 9 tanesinin taşra teşkilatlarını, mahalli yönetimleri bırakıyoruz. Örneğin sağlık ocaklarını düşünün. Mesela çatısını onarmak için Sağlık Bakanlığı'ndan ödenek isteyeceksiniz, bakanlık bunu yıllık bütçesine koyacak, DPT'den onay çıkacak, meclise gelecek komisyonlarda görüşülecek, falanda filan.. uzasın da uzasın.. Yok. Olmaz böyle şey !.. Bunları bekletmeye mecbur muyuz. Oysa ki bu yasayla bu iş, en geç iki günde yapılır.
* Yani, Ankara artık sekreterya ve müracaat memurluğu göreviyle, durak olma konumunun dışına çıkıyor bu durumda öyle mi?..
Çok doğru bir tanımlama bu. Çevre ve Orman Bakanlığı'na bağlı piknik alanları, onların taşradaki teşkilatlarını yerel yönetimlere bırakıyoruz. Yazın bir dernek bir vakıf Belgrat ormanında bir yeri kiralamak isterse oradan halledecek. Vatandaş ufak bir iş için Ankara'ya gelmeyecek. CHP yerel seçim propagandasında ne diyecek, "bu hükümet yerel yönetimlere yetki devrederek yerel yönetimleri güçlendirmek istedi, belediye başkanlarına daha fazla yetki vermek istedi, biz ana muhalefet partisi olarak aslanlar gibi mücadele ettik, size de bu yetkinin verilmemesi için çalıştık" mı diyecek? Onlar o zaman adama, "ya siz nasıl partisiniz Allah aşkına! Bize güvenmiyor musunuz?" demezler mi?..
* Orman arazileriyle ilgili bir değişiklik var mı?..
Biliyorsunuz ki bu yasa Cumhurbaşkanlığı tarafından yeniden görüşülmek üzere Meclise gönderildi. Biz de yerel seçim sonrası daha geniş bir anayasa değişikliği paketini meclis gündemine getirmek istiyoruz. Bunun içerisinde 2 B olarak bilinen yasa da yer alacak.
* İşçi ve Bağ-Kur emeklileri yapılan zamdan hiç memnun değil. Büyük bir hayal kırıklığı var. Buna ne diyorsunuz.
Biz geldiğimizde ülkenin ekonomik durumu ortadaydı. Görünen köy kılavuz ister mi. Bir ekonomik program uyguluyoruz. Ve fevkalade bir iyiye gidiş var. Uygulanan bu program dahilinde eldeki imkanlar belli. Enflasyonla mücadele halindeyiz ve onu yeniyoruz. Bu programın dışına çıkıp, bu ülkeyi vatandaşa hoş görünmek adına ekonomik yönden uçurumun ağzına getirmiş popülist politikaları tercih eden hükümetler gibi davranıp olmayan bol keseden dağıtım yapamazdık imkanları en son raddesine kadar zorladık.
* Ama bu İşçi ve Bağkur emeklileri olan yaşlılarımızın başka bahar şansı yok ki tahammül kar olsunlar..
Biliyorum ve biliyoruz. Benim de hemen hemen tüm ailem işçi kökenli. Ben biliyorum o ızdırabı. Ama imkanlar bu. Siyasi iradeyiz. Önümüzde seçimler var. Biz istemez miydik fazla zam verelimde gönüllerin hepsini memnun edelim. O zaman bu ekonomik programın her şeyi alt üst olur, dengeler tamamen bozulurdu. Biz çay kaşığı yerine tatlı kaşığı ile verip, kepçeyle alma döneminin olmaması için uğraşıyoruz.
* Çocuklarınızla ilişkiniz nasıl? Geleneksel baba evlat çizgisinde mi? Yoksa arkadaşlık gibi mi?
Hiçbir problemimiz yok. Sadece dersleri konusunda çok titizim. Bunun dışında çok da ilgilenemiyorum. Çok geç eve dönüyoruz. Ben evde otoriter bir yapı sergilemiyorum. Zaman zaman agrasif çıkışlarım olabiliyor ama genel olarak kontrollüyüm.
* Biraz kilo mu aldınız? Acaba bu, bakan olmanın gerekliliği gibi bir şey mi?
Tabi siz de görüyorsunuz.. Sürekli masa başı ve hareket çok az. Doğal olarak kilo alıyorum.
* Spor yapıyor musunuz?
Geçmişte yapıyordum. Amatörce yaptığım spor dalları vardı. Ağırlık ve güreşin dışında futbol da oynardım.
* Sayın Başbakan'la çok güzel bir diyalogunuz var. Biraz özel bir soru olacak ama, hükümette herhangi bir kabine değişikliği söz konusu mu?
Bu sadece sayın Başbakan'nın karar vereceği bir husus. Tabii ki olabilir. Kabinede de bir revizyona gidilebilir. Bu sayın başbakanın kendi taktiridir. Biz hükümet olarak bir takımız.. Yorgun olan oyuncu değiştirilir. Teknik direktör o.
* Yargı mensupları arasında bir tartışma söz konusuydu. Bu elbette doğru bir şeydi ve biz de gereken desteği verdik düşüncemizi dile getirdik. Ama enteresan bir şey var: Bizde emekliliği yaklaşan yargı mensupları çok dik açıklamalar yapıyorlar. Yargıtay Başkanı Sayın Erarslan Özkaya'nın "Sayın Adalet Bakanı'nın yetkileri çok fazla, bu yetkilerin sınırlandırılması lazım, yargıyı özerk kurum haline getirsinler" açıklamasında olduğu gibi. Sizce de yargıda sancı var mı?
Bu yargı mensuplarının taktiri. Ancak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısıyla ilgili zaman zaman yargı mensuplarından öneriler gelmiştir, Adalet Bakanı'nın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na üye olmaması, orada başkanlık yapmaması ve oy kullanmaması gibi bir takım öneriler gelmiştir. Ancak biliyorsunuz ki, bu anayasa değişikliğini gerektirir. Anayasa değişikliği gündeme geldiğinde değerlendirebiliriz.
* Emeklilikler yaklaşınca daha cesaretli yapılan açıklamalara ne diyorsunuz?..
Şu anda yapılan işlemler kanuna uygundur. Tabi Yargıtay başkanı da yargının sorunlarını kendi üslubuyla dile getirecek, ben bunu yadırgamıyorum. Bunlara benzer şeyler daha önce de söylenmişti ve ben bunun kasıtlı söylendiğine inanmıyorum. Çünkü ben de bir yargı mensubuyum, uzun süre avukatlık yaptım. Yargı üç ayak üzerinde durur: İddia, savunma ve yargı organı… Ben iddia bölümünde çokça yer aldığım için, bu tür şikayetleri geçmişten beri biliyorum. Anayasa değişikliği çalışmalarında da hep gündeme geldi. Ancak emekliliğine yakın konuşanlar sadece yargı mensupları değil, başka organlarımızın mensupları da emekliliğine yakın bu şekilde konuşabiliyorlar…
* Türk futboluna nasıl bakıyorsunuz?
Türkiye'de futbolun kalitesi yükseldi. Ancak milli takımımız geçtiğimiz yılı biraz başarısız bir şekilde geçirdi. Tabi bu durum kalitenin düşüklüğünden değil, geçtiğimiz yıllarda özellikle 2002'deki başarıların vermiş olduğu bir rehavet ve kendine olan aşırı güvenden kaynaklanan bir rahatlık yüzünden Avrupa Şampiyonası'na katılamadık. Letonya'ya gittik orada yenildik, burada da berabere kaldık.
* Galatasaray'daki son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Fatih Terim'i şu anda halk neredeyse Galatasaray haini ilan etti. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Galatasaray son yıllarda ülkemizi başarıyla temsil ekmiş bir takımımız ve Türkiye'nin tanıtımına büyük katkısı olmuştur. Bunda Fatih Terim'in de büyük payı vardır. Fatih Terim Galatasaray'ı, başarısının zirvesindeyken bıraktı ve İtalya'ya gitti. Daha sonra tekrar Galatasaray'ın başına geçti. Bence, bir takımı zirvede bırakıp tekrar geldiğinizde aynı performansı elde edemeye bilirsiniz. Bu örnekte oldu gibi.
* Nedeni sizce de sadece Fatih Terim mi? Yoksa futboldaki düşüşten takım oyunculara da mı sorumlu?
Her futbol takımı zaman içerisinde bir değişimi kendi içerisinde yaşar. Çünkü yaşlanırlar ve performansları düşer. Galatasaray'da da bu söz konusu. Başarılı futbolcuların bu durumda olması ve yeni gelenlerin takıma ısınamaması diye düşünülebilir. Galatasaray özellikle geçtiğimiz sezon büyük oranda performans düşüklüğü yaşadı, yönetim de yeni ve başarılı olabilecek kadro arayışı içerisinde. Her takım bunu yaşamıştır ve Galatasaray da yaşayacaktır.
* Şenol hocayı nasıl buluyorsunuz?
Şenol hoca, Milli Takımın başındayken takımımız başarılı oldu. Ancak Avrupa Şampiyonasında başarılı olamaması büyük üzüntü yarattı. Bir takımın başarısı tabii ki teknik direktörün başarısıyla paraleldir. Teknik direktör ne kadar başarılıysa takım da o kadar başarılı olur diye düşünüyorum.
* Son bir soru: Kamu yönetimi yasa tasarısı halka iyi anlatıldı mı?.. Halk bu yasanın ne olduğunu tam olarak biliyor mu?..
Anlatıldı da mı anlaşılamadı, yoksa gerçekten anlatılamadı mı bunu tam olarak bilemiyorum ama, bildiğim tek şey, halkın bu yasayı tam olarak anlamadığının farkında olanların bunu fırsat bilerek muhalefet yapmaya çalışmış oldukları. Biz ve onlar buradayız. Halk ta orada… Bu işin cevabını ve kararını hakem 28 Mart'ta açıklar, o zaman neyin ne olduğunu görürüz. Acıyı çeken sonunda gerçeği görür. Gerçeği görende doğruyu söyler. 28 Mart'ta ne çıkarsa ortaya, o gerçeğin faturaya yansımasıdır. Bekleyip göreceğiz.
GELEN E-MAİL YORUMLARI
Gönderen:
ömer sarıkurt
Yorum Başlığı :
M.Ali Şahin Röportajı
Yorum:
merhabalar, ben Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi ikinci sınıf öğrencisiyim. Gazetenizi sürekli takip ediyorum. Çünkü istediğim haberin ayrıntılarına en kısa yoldan ulaşmak çok önemli benim için. Özellikle baca ve portre bölümü yazılarınızı çok beğeniyorum. Mehmet Ali Şahin röportajınızı da çok beğendim ve bunu sizinle paylaşmak istedim. Röportajı okuduktan sonra ben M.Ali Şahin'i tanımıyormuşum dedim. Zaten röportaj budur. Kaleminize sağlık
Gönderen:
Aysel şen
Yorum Başlığı :
M. Ali Şahin
Yorum:
Gazetenizi takip ediyorum. Bu yasa tasarısı hakkında çok şey bildiğim söylenemez. Bu röportajınız sayesinde bilmediklerimi öğrendim. Umarım bu röportajlarınız devam eder bizde sizlerden bir şeyler öğreniriz .M.Alı Şahın hakkında oldukça bilgi sahibi oldum . Tanıdık bildik diğer siyasetçilerin çizgilerinin dışında bir yol izliyor.Umarım kamu yönetimi yasa tasarısını hayata geçirirler .Saygılarımla
Gönderen:
Yücel Bilgin
Yorum Başlığı :
M. Ali Şahin
Yorum:
selam gazetenizle yeni tanıştım . umarım mailim elinize ulaşır ve yayınlarsınız. Gelelim röportajınıza, benim en çok dikkatimi çeken şey sorularınızdaki açık yürekliliğiniz oldu. Bu soruları sormak ve bir siyasetçiden bu kadar dobra cevaplar alabilmek her yiğidin harcı değil ve herkes bu sorulara açık açık cevap verebilecek kadar yiğit değil. Tekrar teşekkür ederim.
Gönderen:
serpil çekiç
Yorum Başlığı :
M. Ali Şahin
Yorum:
yerel yönetimlere fazla güvenmeyin onlar halkı satarlar mantalitesinde olan ve bu yasa tasarısını sayın bakanımızın da dediği gibi halkın boşluğundan yararlanıp karşıt fikirler sunarak kirletmeye çalışan ,halkın yanındayız diyenlere çok büyük bir ders olsun M.Ali Şahin'in röportajı. Ben halktan biriyim demekle olmuyor. Onların yanında olmak lazım. Bu röportajınızı okuduktan sonra bazı fikirlerim değişti özellikle bu yasa tasarısı hakkındaki olmayan fikirlerim… teşekkürler umarım böyle devam edersiniz.
Gönderen:
Cüneyt Şensoy
Yorum Başlığı :
Benimde söylemek istediklerim var
Yorum:
evet bende bir şeyler söylemek istiyorum. Ülkemizde böyle siyasetçilerin olduğunu bilmek güzel. Ne güzel tıkır tıkır yanıtlıyor bütün soruları, bazı siyasetçilerin göre dinleye dinleye M.Ali Şahini de onlardan biri bellemişiz. Halkın bir şeyleri anlaya bilmesi için anlatılması lazım bunu fark eden birileri varmış meğer! Gazetenizin daimi okuyucularındanım haberler bir kenara yaptığınız röportajlar çok ilgimi çekiyor. Dobralığınızı ve sivri dilinizi de eklersek harika bir gazete. Tebrikler umarım çizginizibozmazsınız.
Gönderen : SEVİM ERTAŞ
Yorum Başlığı : PORTRE M. ALİ ŞAHİN
yorum : merhaba sevgili HABEREVİ ekibi bugüne kadar portreye herhalde ara vermiştiniz. Ama dönüşünüz harika oldu M. Ali Şahin zannediyorum hiçbir basın kuruluşuna bu kadar net cevaplar vermemiştir. Ayrıca sorularda büyük bir özenle hazırlanmış. Tebrik ederim.
Gönderen : AHMET GÖZÜPEK
Yorum Başlığı : PORTRE M. ALİ ŞAHİN
yorum : Bakanımız M.Ali Şahin bütün sorulara açık yüreklilikle, bütün yüreğini ortaya koyarak dobra dobra cevap vermiş. Türkiye'nin işte böyle adamlara, büyüklere ihtiyacı var helal olsun. Başarılar.
SİZİN YORUMLARINIZ