E-Mail : haber@haberevi.com
























HABEREVİ
Salı - Perşembe - Cuma günleri yayındayız
  Ali UZER yazıyor... VURGU
29 Ekim'e küsenler mi yaratmak istiyoruz?..
OLMADI SAYIN SEZER!..
Her kim  bu devletin hangi kademesinde ve hangi konumunda olursa olsun, bir birey olarak eğer bu ülkeyi seviyor eğer bu ülkede huzuru istiyorsa, belleklerini bir kere daha gözden geçirmeleri gerekiyor..

Belleklerinin içindeki 980 li yıllarda dökülen o göz yaşlarının, ne için döküldüğünü görmeleri için.

1980 li yıllara kadar hepimiz bir tarafta, taraf olduğumuz bir dönemi yaşadık bu ülkede.

Binlerce gencimizin ölmesine neden olan, ülkenin taraflara ayrılarak ve itilerek bölündüğü sağ ve sol ayrımcılığından…

Onların şimdi toprak altında. Geride acılı ailelerini ve sevenlerini bırakmış olarak, gençliklerinin en güzel yıllarını yaşayamadan, aldatılarak yaşamalarına fırsat verilmeden…

Peki sonuç ne, ne çıktı ortaya, neyin kazanılmışlığı elde edildi..?

Koskoca bir hiç ve uğrunda koştukları insanlar ise yine koltuklarda oturur vaziyette.

Zaten onlar hep zaman zaman, gidip gidip geliyorlar.

Tekrar geleceklerini bilerek… İnfazları yanma korsu olmadan.

Yaşamış olduğumuz o yıllarda ki acılar yüreklerimizi yaktı. Bazı evlerin ‘duvarlarında’ baktıkça göz yaşı döktüren, buram buram hala hasret ile özlenen resimler var… Yaşadıkları gençlik duygularıyla sağ ve sol diye bölünmelerine neden olan aldatılmışlıklarıyla, mezarlarında yatan gencecik fidanlar olarak…

Ama bugün 1980 den bu yana tam 23 yıl geçtiği halde ibret ve esefle karşılayıp görüyoruz ki, birileri hala o senelerden ve yaşanan acılardan ders almamış vaziyette. Fikirleri ve uygulamaları ile bu toplumunun bir şekilde yarın tekrar gruplaşmalara neden olabilecek duygularıyla oynadıklarının farkında olmadan demek istiyorumama, hayır!

Tam aksine! Herkes her şeyin farkında olarak ve bilerek, bilinçli bir şekilde hareket ettiğine inanıyorum…

Bu ülke, daha yeni Nisan ayında Meclis Başkanı ve ev sahibi olarak Bülent Arınç’ın vermiş olduğu 23 Nisan resepsiyonuna katılımla ilgili bir ‘icabet etmeme’ sendromu yaşadı…

O sendromun izleri daha henüz silinmemişken 29 Ekim Cumhuriyet bayramıyla ilgili Cumhurbaşkanı Sezer’in Cumhuriyet bayramı ve Cumhuriyetin 80. yılı kutlamalarıyla ilgili resepsiyona, Cumhuriyetin oluşumunu sağlayan TBMM’ni ‘halkınoylarıyla’ ve iradesiyle ‘oluşturan’ milletvekillerine yollamış olduğu davetiyelerde CHP Milletvekillerinin eşleriyle, AK Parti milletvekillerinin ise eşsiz ve yalnız katılmalarını istemesi, şimdiden bu resepsiyona fazlanın ötesinde gölge düşürdü. 

Cumhurbaşkanı Sezer, ‘DEVLETİN cumhurunun başı olarak oturduğu’ köşkün ikametgahı olduğu gerçeği ortadayken, ‘oturmuş olduğu için o köşkün ev sahibi olarak’ şahsı adına vermiş olduğu bir davet olmuş olsaydı bu resepsiyon, konuk etmek istediği insanları istediği gibi eşli veya eşsiz davet etme hakkına sahipti. O zaman tek şey söylenirdi; Ev onun istediğini misafir edebiler istediğini etmez…

Ama bugün verilecek olan resepsiyon Cumhuriyetin 80.yılı kutlamalarıyla ilgili verilen bir resepsiyon. Cumhuriyet bu ülkenin ve insanın yaşam tarzı. Ülkenin insanını bu yaşam tarzı içinde ve dışında tutma hakkı ve yetkisi hiç kimseye ait değildir.

Cumhurbaşkanına da…

AB’yi girmek için uğraşan Türkiye’yi, bugün bu davet olayındaki ayırımcılıktan dolayı bu tavrı hiçbir kimseye anlatıp kabul gördürmek mümkün olmaz.

İradenin temsili TBMM’dir. Var mı bunun aksini iddia edecek olan?..

Sevsen de sevmesen de, beğensek’te beğenmesek’te Meclis tablosu ortada. İnkar edilemeyecek bir gerçek olarak.

İradeyi oluşturan bu halk. İradeyi oluşturan halkın tercihini inkar etmek mümkün mü? Bu gücü kendinde kim görüyor.. O zaman varsa elinde böyle bir gücü olan veya olanlar, çıksınlar ortaya halkı fesh etsinler..!

Bu ülke insanının huzura ihtiyacı var. Huzuru aradığı için, yalandan dolandan bıktığını ve var oluşunu göstermek için 3 Kasım seçimi sonuçları halk tarafından verilmiş olan bir ders olarak ortaya çıkmıştır. Ama hala birileri tembel talebeler gibi verilen bu dersten bir şeyler anlamamış ve anlamamakta ısrar ediyorsa, bu ülke insanı anlayanlarını bulmasını iyi bilir. 

İrade halktır ve tecellisi meclis aritmetiğidir.

Halkın iradesi şimdi nasıl dikkate alınmaz da, resepsiyon ile ilgili yollanan davetiyelerde siz eşlerinizle, siz ise eşleriniz olmadan katılacaksınız denebilir..?

Verilen resepsiyon köşkün ev sahibi olarak verilmiyor…

Verilen resepsiyon işin gerçeği yönünde bakıldığında devletin ve halkın tüm bireylerinin Cumhuriyetinin 80.yılının kutlanması olarak verilmekte. Yani köşk kişi ikametgahı pozisyonundan çıkarak halkın Cumhuriyetinin en üst ifa makamı ve temsilcisi olan kişinin bulunduğu temsil kurumu olarak verilmekte.

Devlet politikası olarak belirlenen politikaları uygulamak Cumhurbaşkanının asli görevidir. Burada asıl olan devletin menfaatleridir. Gerekirse veto edilmesi gerektiği halde bazı yasalar devlet politikası dahilinde ise ve ülke menfaati söz konusuysa Cumhurbaşkanı o yasayı vetoda etmeyebilir. Bize ve bir çok hukukçuya göre açık ve net bir şekilde AF olduğu halde ‘Topluma kazandırma yasasını’ hayır bu yasa AF’tır diye veto etmeyip, adli hükümlü ve tutuklularında yararlanmasına olanak sağlanmadığı gibi…

Bu resepsiyonla ilgili davetiye krizine neden olan uygulamada sayın Cumhurbaşkanı ne diyor, ‘Köşk kapalı kamu alanıdır.’Elbette. Hiçbir itiraz yok bu gerekçeye..

Burada olan tek itiraz, devlet ve ülkenin menfaatleri söz konusu olduğu halde nasıl ki bir yasayı gerekirse veto etmemede ki hakkını kullanmışken sayın Cumhurbaşkanı Sezer’in, yine ülkenin huzuru ve toplum içinde her 29 Ekim tarihi geldiğinde o tarihe ve güne küskün olanların oluşmaması için tüm ülke halkının Cumhurbaşkanıyım belli bir kesimin değil diyerek bu resepsiyonda da aynen ‘Topluma kazandırma yasasını veto etmeyip imzaladığı’ gibi taktir hakkını kullanarak özellikle Cumhuriyetin 80.yılında böyle bir krize neden olmayıp, halkın iradesini oluşturan meclisin tüm milletvekillerini hiçbir ayırım yapmadan eşleriyle beraber Cumhuriyetin 80.yıl kutlamalarının doya doya yaşanması için davet edebilirdi.

1980 li yıllar aklıma gelmişti sayın Cumhurbaşkanının bu davetiye uygulaması ortaya çıktığında… Sırtıma bir hançer yemişim gibi acı hissettim. Önümüzdeki yıllardaki 29 Ekim Cumhuriyet bayramı kutlamalarında küskünler ve küskün olmayanlar diye gruplar mı oluşacak düşüncesi içinde. Ve de kendi kendime sordum.. Her kim olursa olsun birilerinin bunu hakkı var mı..?

Açık ve net artık gözükmekte..

Sayın Sezer oturmuş olduğu makamdan muhalefet yapıyor. Muhalefet etme hakkı zaten yasa olarak kendisine VETO yetkisi adıyla verilmiş vaziyette. Ama halkın seçtikleri olan Cumhuriyet rejimi milletvekillerinin ve eşlerinin de 80.yıl Cumhuriyet kutlamaları çoşkusunu ne veto etmeye nede halkın iradesine karşı çıkmaya hiçbir hakkı yok.

Cumhurbaşkanına şunu sormak gerekiyor; İki üç yıl evvel aynı köşk varmıydı yokmuydu.. Vermiş olduğunuz Cumhuriyet bayramı ve 80.yılı kutlamalarıyla ilgili bu resepsiyon Ahmet Necdet Sezer’in ‘vatandaş olarak’ verdiği bir resepsiyon mu, yoksa devleti oluşturan cumhuriyetin Türkiye’sinin Cumhurbaşkanı olarak verilen bir resepsiyon mu..?

Ve unutulmasın ki Cumhurbaşkanlarını oraya seçen oylar, bugün o resepsiyona eşleriyle katılmaları engellenmiş olan halkın iradesinin temsilcisi milletvekillerinin oylarıdır.


SİZİN YORUMLARINIZ


Adınız*
Soyadınız*
E-mail'iniz*
Yorumunuz*


Anasayfa :: Finans Dünyası :: Ekonomi&İş Dünyası :: Baş Yazı :: Baca :: Siyaset :: Yargı :: Güncel
Magazin :: Ankara Yaşam :: PORTRE :: Sağlık :: Suflör :: Vurgu :: Medya Dünyası :: Bilişim
Yerel Yönetimler :: Künye :: Reklam

© Copyright HABEREVİ
Her Hakkı Saklıdır. E-Mail : haber@haberevi.com