Başbuğ doğru söylüyor !
İlker Başbuğ, Genelkurmay başkanı olarak Türkiye’de tutuklanan ilk Genelkurmay başkanı değil.
Genelkurmay başkanı olarak Türkiye’de tutuklanan ilk genelkurmay başkanı, 27 Mayıs ihtilalinde “hükümet yanlısı” suçlamasıyla tutuklanmış olan M. Rüştü Erdelhun’dur.
Tabi bir tek farkla:
Erdelhun’u tutuklayan ihtilal döneminin askeri mahkemesiyken, İlker Başbuğ’u tutuklayan ise bir sivil mahkeme..
Bir diğer ayrıntı ise:
M. Rüştü Erdelhun, ihtilalin yapılmasına neden olan dönemin hükümetinin yanlısı olarak suçlanırken, sivil mahkeme tarafından tutuklanmış olan İlker Başbuğ ise “Ergenekon” davasının sanığı olarak tutuklanıyor.
Hem de: “bir numaralı” sanığı olarak..
Doğru veya yanlış.. Veya kurgu..
Veya bir hesaplaşmanın faturası gibi meseleyi nasıl değerlendirirseniz değerlendirin.. O sizlerin tasarrufu..
Benim burada değineceğim konu, yargının abukça salaklığıyla ilgili.
***
İddia makamı nedir?
İtham ve de suçlama makamı değil midir?
Bu davayla ilgili söylemiyorum.
Bizde ki iddia makamları, yani savcılıklar; ‘ben boku atarım, gerisini onlar temizlesinler’ tavrıyla, “ruhsal bozukluk içinde ki kişiler” benzerliğinde ki kişilerden oluşmuş makamlar gibiler sanki.
…
İlgili savcılarca “Ergenekon” davasının “bir numaralı” sanığı olarak suçlanan İlker Başbuğ, bu savcılar tarafından tutuklanmasına neden olan sorgulamasında kendisine yöneltilen suçlamada, Genelkurmay başkanlığının bilgisi dahilinde kurulmuş olan o bazı internet sitelerinin kendisi tarafından kurdurulduğu yönünde itham edilerek, Başbuğ’un: “benimle hiçbir şekilde alakası olmadığı gibi, ben genelkurmay başkanlığı görevine geldiğimde bu siteleri kapattıran kişiyim” demesine rağmen tutuklanmış olan bir kişidir.
Ben burada Başbuğ’u mu savunuyorum şimdi ?
Hiç alakası yok.
Tam aksine, makamsal kişilik zafiyeti içinde olduğunu iddia ettiğim bu adamı, ben hiç denecek derecede pek sevmem.
Ama !
Namusum olan vicdanımı, “Bay mülayim” kişiliği içinde bir kişilik gibi sessiz kalmaya bırakarak, sessiz kalamam.
Bunun içinde bunları yazıyorum.
Başbuğ’un tutuklanmasıyla ilgili o itham suçlama olan o meşhur internet sitelerinin, Başbuğ’un komutanlığı döneminde kurulmuş olduğu o iddia, tamamen yanlış ve de bana göre “tutuklama senaryosu” evvelden hazırlanmış olan bir tutuklama olarak görüyorum ben bu tutuklamayı.
Neden?
Nedenin kanıtı biziz.
Tarih 4 Eylül 2006..
Yine burada, “Büyükanıt paşa hiç olmadı !” başlığıyla yazmış olduğum ve de o zaman genelkurmay başkanı olan Büyükanıt’ı sert ama gerçekleri yüzüne şamar gibi çakarcasına yazmış olduğum *Büyükanıt paşa, hiç olmadı !* bu linkte ki yazım, bir yerler tarafından gözdağı verircesine hem ana sayfada ki bazı haberler, hem de yukarıda linkini verdiğim köşemde gördüğünüz şekliyle, en üst teknolojiye sahip bir yerler tarafından, 'rezilce ve alçakça' bir zavallılıkla hosting hizmetini almış olduğumuz firmanın database’ylerine (veri tabanı) girerek hacklenmişti.
Hem de; hacklenmiş olan sayfaların bir daha geri getirilmesi mümkün olamayacak bir şekilde, ilgili bölümler kökten silinerek.
İlgili hosting firması, “derin devlet” teknolojisinin yapabileceği bir hacklenme olarak ifade etmişti bu hacklenmeyi,
Ve işte bu hacklenmeyi yapan kişiliksiz o zavallı esas duruşçular, bunu google’nın sayfalarında www.1923turk isimli bir sitenin “Haberevi uyarıldı” diye linkiyle “Server HP-3 WND-UP on Turkish Online Dedicated Server” isimli bir yerden hosting hizmeti alan “www.1923turk” isimli ”askeri” bir site olduğuna ismimiz gibi emin olduğumuz bir site tarafından duyuru olarak verildiğini gördük.
…
Neyi mi anlatmak istiyorum?
Şunu;
O dönem; Başbuğ’un değil.. Büyükanıt’ın genelkurmay başkanlığı yapmış olduğu bir dönemdi.
* Büyükanıt ve ‘genç subaylar’ gazı…
* Büyükanıt’ın gidişi ve..
* Ülkenin yakasında ki keneler..
Büyükanıt’ın ihtirasa yönelik hal ve kişiliği ülkeyi geriyor…
* Ben bu askeri yargıya mı güveneceğim?
Bu yukarıda ki linkleri sizlere niye verdim biliyor musunuz?
Benim, Başbuğ veya klasik bir TSK fanatiği olmadığımı görüp, sizin bunları gördüğünüz gib,i Başbuğ’u o “malum” internet sitelerinin kurucusu olarak onu suçlayarak tutuklanmasında “ana itham’ı” oluşturan, adına savcı denilen o savcılarında bu yazılarımı görerek, benim ne derece objektif ve tarafsız bir adam olduğumu görmeleri için verdim.
Daha da öteye gideceğim;
Eğer yapmış oldukları tutuklamalarla insanların yaşamlarını pervazsızca karatmaya devam eden “örümcek kafalı” savcılar varsa eğer, benim ne düşündüğüm ve kişiliğimle ilgili daha geniş bilgi sahibi olmak istiyorlarsa, DARRBE-LAİKLİK-DEMOKRASİ linkini tıklayıp, beni oradan iyi izlesinler.
...
Kimse yargının içine etmeye kalkışmasın !!!
Her ne kadar bu ülkede, bu yargının oldum olası ne kıçı ne başı pek belli olmamış olsa bile, bu yargı, sakın ha sakın unutulmasın ki, kendisiyle oynayanların bir gün gelir anasını beller.
Benden söylemesi..
Tabii ki, yargı soytarılarına.